Günümüzde dijitalleşme her geçen gün hızlanırken, tüketicilerin davranışları ve eğilimleri de bu dönüşümden önemli ölçüde etkilenmektedir. Tüketiciler, sosyal medya platformlarını ve çeşitli internet sitelerini, tükettikleri mal ve hizmetler hakkında görüşlerini olabilecek en geniş kitleye ifade etmek için yaygın şekilde kullanmaktadırlar. Nitekim tüketici değerlendirmeleri, diğer tüketicilerin tercih ve eğilimlerine yön vermek bakımından büyük öneme sahiptir. Bu önemi haiz olması nedeni ile de çok eski olmayan bir dönemde, 2022 yılında, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’ne “Tüketici Değerlendirmeleri” başlıklı 28/B ve “Tüketici Şikayetleri” başlıklı 28/C maddeleri eklenmiştir. Bu düzenlemeler vasıtası ile, tüketici değerlendirme ve şikayetlerinin yayımlanmasına ilişkin detaylar düzenlenmiş olsa da bu beyanlardaki eleştirilerin sınırlarında dair bir düzenleme ise yer almamaktadır.
Tüketici yorumları hizmet kalitesini artırmak ve tüketicileri ilgili mal ve hizmet hakkında bilgilendirmek için önemli bir araç olsa da mal ve hizmet deneyimine ilişkin bu değerlendirmelerin işletmelerin ticari itibarına zarar verecek boyuta ulaşması halinde durumun nasıl ele alınması gerektiği önem taşımaktadır. Bu kapsamda tüketicilerin eleştiri hakkı ile kötüleme yoluyla haksız rekabete yol açılması arasındaki sınırı belirlemek zaman zaman güç olabilmektedir. Uygulamada oldukça tartışma doğuran bu sınır bağlamında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) çerçevesinde düzenlenen haksız rekabet hükümleri ile tüketici eleştirisi arasındaki ilişki aşağıda detaylı şekilde incelenecektir.
Haksız rekabet genel olarak rakipler arasında ya da tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkiyi etkileyen, aldatıcı nitelikte ya da dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı olan davranışlar ve ticari uygulamalar olarak tanımlanmaktadır[1]. Haksız rekabet hükümleri TTK m.54 ve devamında düzenlenmektedir. Haksız rekabetin en sık rastlanabilecek türleri TTK m.55’te örnek olarak sayılmıştır. Bu çerçevede TTK m. 55 (1)-a çerçevesinde kötüleme sebebiyle haksız rekabetin oluştuğunun kabulü için;
- bir açıklamanın mevcut olması,
- ilgili açıklamanın başkalarının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri veya ticari işleri hakkında olması ve
- söz konusu açıklamanın yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici olması gerekmektedir[2].
Bir açıklamanın yanlış açıklama olabilmesi için açıklamanın gerçek durumla örtüşmemesi gerekmektedir. Örneğin Yargıtay kararına konu bir olayda aracın ikaz lambasındaki bozukluğun gerçek duruma aykırı şekilde kötü akaryakıttan kaynaklandığına ilişkin bildirim yanlış açıklama suretiyle kötüleme olarak kabul edilmiştir[3].
Günümüzde ürün ve hizmetlerle ilgili tüketicilerin internette yorum yapmaları ve puan vermeleri oldukça yaygındır. Özellikle Şikayetvar gibi tüketici şikayetlerine özgülenmiş internet sitelerinde, tüketiciler farklı alanlarda faaliyet gösteren firmalar hakkında olumsuz deneyimlerini ve şikayetlerini tüm detaylarıyla paylaşabilmektedirler. İnternette tüketicilerin satın aldığı ürün veya hizmetten memnun kalmadıklarını belirttikleri beyanlarda bulunmaları halinde bu açıklamanın bir eleştiri olarak mı değerlendirileceğinin yoksa kötüleme yoluyla haksız rekabet mi teşkil ettiğinin belirlenmesi zaman zaman güç olabilmektedir. Özellikle tüketicinin üründen memnun kalmadığı bir durumda yapmış olduğu açıklamanın, eleştiri sınırını aşarak gereksiz yere incitici açıklama sebebiyle kötüleme olarak kabul edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi noktasında farklı görüşler gündeme gelebilmektedir. Belli kategorideki açıklamaların kötüleme sayılmadığı yönünde genel bir kabul bulunmaktadır. Buna göre, bilimsel araştırma sonucuna dayanan açıklamalar, ifade özgürlüğü-eleştiri kapsamında kalan açıklamalar, basın özgürlüğü kapsamında kalan açıklamalar, şikayet-hak arama hürriyeti kapsamında kalan açıklamalar ve resmi kurum ve kuruluşların açıklamaların kötüleme kapsamında haksız rekabet teşkil etmeyeceği yönünde bir kabul bulunmaktadır[4]. Her ne kadar tüketiciler tarafından internet ortamında yayımlanan olağan eleştiriler ifade özgürlüğü kapsamında kalabilecekse de eleştiri sınırını aşan ve hatta işletmeyi ya da onun mal ve hizmetlerini karalayan ya da gereksiz yere incitici beyanlar kötüleme yoluyla haksız rekabet teşkil edebilecektir[5].
Yargıtay bu konuda karar verirken somut olayda tüketicilerin kullandığı ifadeler ve ilgili ürün ve hizmetin türü ve memnun kalınmayan noktalar gibi hususları inceleyerek bir karara ulaşmaktadır. Örneğin Yargıtay kararına konu bir olayda davalının da içinde bulunduğu bir grup kişi tarafından www.yurticikargomagdurlari.com isimli bir internet sitesi kurulmuş ve davalı bu internet sitesinde “acentelerin haksız ve hukuksuz uygulamalarla borç batağına saplandığını, kandırıldıkları, alçakça, rezilce, düşmanca uygulanan politikalarla işsiz, güçsüz bırakıldıkları, akla hayale sığmayacak yalan ve iftiralarla sınıfsal olarak onların karşısında yer aldığı” şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Yargıtay somut olayı inceleyerek davalı şirket ile şube müdürleri arasında imzalanan acente sözleşmesinin muvazaalı olduğu, gerçekte şube müdürü olan çalışanlara acente sıfatı verilmek suretiyle davalı işverenin işyerindeki faaliyetini sürdürdüğü ve bu değişikliği kabul etmeyen işçilerin işten çıkarıldığı hususlarını belirlemiştir. Bu belirlemeler neticesinde Yargıtay, haksız uygulamalara yönelik tepkiye bağlı nitelemelerin, haksızlığa uğrayan davalının düşüncelerini açıklaması ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ve burada kötüleme yoluyla haksız rekabet olmadığına karar vermiştir[6].
Yargıtay kararına konu olan bir başka olayda ise davalı, “Activeklamp Fun Club” isimli Facebook sayfasında “… Sünnet gibi önemli ve hassas bir cerrahi müdahalede kullanılacak sünnet aletlerinin güvenirliği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmalıdır. Activeklamp hakkında hiçbir bilimsel çalışma yoktur. Bu ürünü kullanarak yapılan sünnetlerde ortaya çıkabilecek sorunlar size zarar verir.” şeklinde yorum yapmıştır. Yargıtay yasal, bilimsel ve maddi deliller gösterilmeden davalının dava konusu ürünü kötüleyip potansiyel alıcıların alım tercihlerini değiştirecek şekilde açıklamalar yapılmasının haksız rekabet oluşturduğuna karar vermiştir[7]. Tüketicinin aldığı araç servis hizmetiyle ilgili olumsuz düşüncelerini “Servis olarak da …’nun yakınına dahi uğramayın, mağdur olursunuz. Bakımlarınızı sanayide yaptırın. ….. Hele ki servise..’ya daha götürmem. Bizleri çok büyük mağdur ettiler. Hastalıklı … şanzumanın arkasında durmadılar” şeklinde internet ortamında ifade ettiği bir başka olayda ise Yargıtay, bu beyanları eleştiri ve şikayet sınırlarını aşan, davacıyı karalayıcı, itibarını düşürücü, üçüncü kişileri yanıltıcı nitelikte bulmuştur ve manevi tazminata karar vermiştir[8].
Şikayetlerin yayımlandığı internet sitelerinin yer sağlayıcısı olan şirketlerin, bu şikayetler ve kötüleme yoluyla haksız rekabet iddiaları bakımından sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi de önem taşımaktadır. Zira bu tür internet siteleri, doğrudan ürün sağlayan şirketler olmadıklarından, ürünün özelliğini bilmediği gibi, yorum ya da şikayeti yapan kişinin de doğrudan bu ürünün tüketicisi olup olmadığını bilebilme imkânı bulunmamaktadır. Yargıtay kararına konu bir olayda www.şikayetvar.com isimli internet sitesinin yer sağlayıcısı olan şirkete yönelik olarak asılsız şikayetlere yer verildiği, bu şekilde tüketicilerin yanıltıldığı ve yapılan ihtara rağmen dava konusu içeriklerin kaldırılmadığı gerekçesiyle haksız rekabet davası yöneltilmiştir. Kararda yer sağlayıcıların genel sorumluluğunu düzenleyen 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun’un 5. maddesine[9] değinilmiş, ancak bahsi geçen internet sitesinde yayımlanan şikayetlerin tüketicilerin aldıkları hizmetlerle ilgili olumsuzluklar ve sorunların belirtilmesi ile sınırlı kaldığına ve kötüleme yoluyla haksız rekabet teşkil etmeyeceğine karar verilmiştir[10]. Bu karar da yer sağlayıcıların da kötüleme yoluyla haksız rekabet halinden haberdar edilmeleri durumunda 5651 Sayılı Kanun çerçevesinde sorumluluklarının bulunma ihtimalini belirtmesi açısından önem taşımaktadır.
Tüketiciler tarafından yöneltilen eleştirilerin haksız rekabet niteliği taşıdığı durumlarda, işletmeler TTK’nın 56. maddesi uyarınca çeşitli taleplerde bulunabileceklerdir. Bu kapsamda, haksız rekabetin tespiti, men’i, sonuçların ortadan kaldırılması, yayının düzeltilmesi ve maddi-manevi tazminat talepleri ileri sürülebilir.
İnternet ve sosyal medya ortamı, tüketicilere seslerini duyurmak için güçlü araçlar sunarken, işletmeler açısından ise ticari itibar riskini beraberinde getirmektedir. Tüketicilerin eleştirileri genel anlamda pek çok durumda ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmektedir. Fakat bu özgürlüğün kötüye kullanılması durumunda haksız rekabete dönüşebilme riski de bulunmaktadır. Bu nedenle tüketicilerin internet ortamında satın aldıkları mal ve hizmetlerle ilgili yorum yaparken eleştiri sınırını aşabilecek yorumlar yapmaktan uzak durmaları elzemdir.
[1] İsmail Kayar, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Ticaret Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 2018, s. 202.
[2] Füsun Nomer, Türk Ticaret Kanunu Sempozyumu III, On İki Levha Yayıncılık, 2020, s.23.
[3] Yargıtay 11. HD., 04.04.2019 T., 2017/3324 E., 2019/2631 K.
[4] Engin Erdil, Haksız Rekabet Hukuku, Vedat Kitapçılık, 2012, s.72 vd.
[5] Hilal Betül Güngüneş Şahin, Sosyal Medya Etkileyicileri Aracılığıyla Yapılan Reklamların Haksız Rekabet Kapsamında Değerlendirilmesi, Uluslararası Beşeri ve Sosyal Bilimler İnceleme Dergisi, 2022.
[6] Yargıtay 11. HD., T. 1.6.2015, E. 2015/1372 K. 2015/7393.
[7] Yargıtay 11. HD., T. 4.12.2019, E. 2019/438 K. 2019/7832.
[8] Yargıtay 11. HD., T. 19.1.2015 E. 2014/19106 K. 2015/642.
[9] Madde 5(2) uyarınca; yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür.
[10] Yargıtay 11. HD., T. 10.9.2018, E. 2016/14151 K. 2018/5088.