Yayınlar

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku Uyuşmazlıklarının Çözümünde Alternatif Mekanizmalar: Arabuluculuk, Zorunlu Tahkim ve Alan Adı Uyuşmazlıklarında Çözüm Yöntemleri

Fikri ve sınai mülkiyet hakları, günümüzde hem ekonomik faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler, hem de yaratıcı üretim sürecine katkı sunan tüm aktörler açısından rekabet gücünü, öncü özelliğini ve değer üretimini doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Söz konusu haklara ilişkin uyuşmazlıklar, çoğu zaman teknik nitelikleri, ticari ve yaratıcı süreçlerle bağlantılı hassasiyetleri ve hızla değişen piyasa koşullarına tabi olmaları sebebiyle, klasik yargılama usullerinden daha hızlı, esnek ve uzmanlık gerektiren çözüm yöntemlerine duyulan ihtiyacı artırmaktadır. Özellikle de, patent gibi geliştirme sürecinde büyük yatırımlar gerektiren ancak sahibine oldukça sınırlı bir süreyle tekel hakkı tanıyan haklar söz konusu olduğunda uyuşmazlıkların hızlı bir biçimde halledilmesi daha da büyük önem taşımaktadır.

Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı resmi istatistikler uyarınca 2024 yılında fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde sınai mülkiyet alanındaki bir dosyanın ortalama görülme süresinin 461 gün civarında olduğu görülmektedir.[1] Diğer yandan, marka ve diğer sınai hak başvuruları her yıl artmakta, bu da uyuşmazlık sayısının ve dolayısıyla uyuşmazlıkların ortalama görülme süresinin de artacağını göstermektedir. Dolayısıyla, ülkemizde fikri ve sınai mülkiyet haklarına artan ilgi ile yargının üzerindeki mevcut yük göz önünde bulundurulduğunda, klasik yargılama usullerinin ilerleyen dönemde fikri ve sınai mülkiyet hukukunun gerektirdiği etkin ve uygun yargılama sürecini sağlamada yetersiz kalabileceği düşünülmektedir.

Bu tablo, fikri ve sınai haklara ilişkin uyuşmazlıklarda etkin, hızlı ve uzmanlık temelli alternatif çözüm mekanizmalarının önemini daha da belirginleştirmektedir. Karmaşık teknik konuların tarafsız uzmanlarca değerlendirilmesi, ticari ve yaratıcı süreçlerin dinamiklerine uygun bir şekilde ele alınması ve tarafların haklarını daha kısa sürede güvence altına alabilmeleri açısından arabuluculuk ve tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının bir gereklilik haline geldiği görülmektedir. Bu mekanizmalar hem yargının iş yükünü azaltmakta hem de taraflara daha öngörülebilir, gizli, esnek ve uzmanlaşmış bir çözüm ortamı sunarak fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunmasını güçlendirmektedir.

1. Sınai Mülkiyet Hakları Kapsamında Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri

Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 5/A maddesi; özellikle para alacağı, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat talepleri gibi ticari dava niteliğindeki belirli uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılmaktadır. TTK’nın 4. maddesinin ise fikrî mülkiyet mevzuatından kaynaklanan hukuk davalarını, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava kapsamına dahil etmesi sebebiyle Sinai Mülkiyet Kanunu’ndan (“SMK”) doğan pek çok ihtilaf bu zorunluluğun alanına girmektedir. Dolayısıyla marka, patent, tasarım gibi sınai haklara ilişkin uyuşmazlıklarda mahkemeye erişimden önce arabuluculuk sürecinin işletilmesi gereken bir aşama hâline gelmiştir.

Öte yandan Yargıtay, özellikle marka hakkına tecavüz davalarında tazminat taleplerinin, tecavüzün durdurulması veya önlenmesi gibi diğer taleplerle birlikte ileri sürülmesi hâlinde davaların yığılmasının söz konusu olduğundan, bu durumda arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun söz konusu olmayacağı yönünde karar vermektedir.[2] Yargıtay’ın bu uygulaması, TTK’nın açık emredici hükmünün göz ardı edilmesi anlamına gelmesi nedeniyle eleştirilmektedir. [3]

Uygulamada lisans ve alt lisans sözleşmelerinden kaynaklanan anlaşmazlıklar, teknoloji devri ve know-how paylaşımına ilişkin sorunlar, franchise ve distribütörlük ilişkilerinde markanın kullanımına dair çıkan ihtilaflar, royalty hesaplamaları veya bedel uyuşmazlıkları sıklıkla arabuluculuk sürecine konu olmaktadır. Arabuluculuk aşaması, teknik ve ticari boyutları bir arada değerlendirmeye imkân tanıdığı için taraflara esnek ve çözüme odaklı bir müzakere zemini sağlamaktadır.

SMK’da arabuluculuk dışında tahkim gibi özel çözüm mekanizmaları da düzenlenmiştir. Örneğin çalışan buluşlarına ilişkin uyuşmazlıklarda, SMK m. 115/11’e dayanılarak çıkarılan düzenlemeler uyarınca zorunlu tahkim uygulanmakta olup, böylece teknik uzmanlık ve gizlilik gerektiren ihtilaflar için daha uygun bir çözüm yolu sunmaktadır.

2. Çalışan Buluşlarında Zorunlu Tahkim

SMK’nın 115. maddesinin 11. fıkrası, çalışan buluşlarına ilişkin bedel ve bu kapsamdaki uyuşmazlıklarda uygulanacak tahkim usulünün yönetmelikle belirleneceğini düzenlemektedir. Bu hükme dayanılarak çıkarılan Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik (“ÇBY”) m. 24 uyarınca, çalışan buluşundan doğan uyuşmazlıklarda tahkim yoluna başvuru zorunludur.

Yönetmelik kapsamındaki uyuşmazlıklar yalnızca bedelin belirlenmesiyle sınırlı değildir. ÇBY m. 24 uyarınca; buluşa ilişkin olarak çalışan ile işveren arasında ortaya çıkan ihtilaflar, çalışanların kendi aralarındaki anlaşmazlıklar ve buluşa ilişkin bedelin miktarı, ödeme şekli ile diğer tüm hak ve yükümlülüklerden kaynaklanan uyuşmazlıklar için tahkim zorunlu bir çözüm yolu olarak düzenlenmiştir. Bu kapsam, çalışan buluşlarına ilişkin teknik ve mali nitelikteki ihtilafların uzmanlık gerektiren bir tahkim süreci içinde ele alınmasını amaçlamaktadır.

Çalışan buluşlarına ilişkin uyuşmazlıkların çoğu, teknoloji, mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarıyla yakından bağlantılıdır. Nitekim birçok işletmede teknik ve bilimsel personel, yeni sınai mülkiyet hakları geliştirmek veya mevcut hakları iyileştirmek amacıyla istihdam edilmektedir. Bu çerçevede ortaya çıkan uyuşmazlıklar, genellikle buluşun ekonomik değerinin belirlenmesi, ek ödeme hesaplamaları, işverenin buluş üzerindeki hak talebinin kapsamı veya tasarımın çalışan katkısı gibi detaylı teknik unsurlar içerir. Tahkim, bu teknik ihtilafların uzman kişiler tarafından daha hızlı ve daha etkin şekilde çözümlenmesine imkân tanır. Ayrıca çok sayıda şirket açısından kritik değere sahip olan teknolojik bilgiler ve ticari sırların korunması, tahkim sürecinde güvence altına alınabilmektedir. Bu yönüyle zorunlu tahkim hem yargılamanın hızlanmasını hem de teknik ve mali değerlendirmelerin daha sağlıklı şekilde yapılmasını amaçlayan işlevsel bir mekanizmadır.

Çalışan buluşları açısından zorunlu tahkim uygulanacağını açıkça düzenlendiğinden, çalışan buluşlarından doğan uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk söz konusu değildir ve böyle bir zorunluluk öngörülmesi de mümkün değildir. Bununla birlikte ÇBY’nin 24. maddesinin 5. fıkrasında tarafların tahkim yoluna gitmeden önce arabulucuya başvurabilecekleri düzenlenmiş olup, dava şartı arabuluculuk uygulanmasa da tarafların ihtiyari olarak arabuluculuğa başvurması mümkündür. Ancak ihtiyari arabuluculuk yalnızca tarafların çözüm iradesiyle mümkündür; sorun çözülemezse uyuşmazlık yeniden tahkime taşınacaktır.

3. Türk Patent ve Marka Kurumu Nezdindeki Uyuşmazlıklar Kapsamındaki Uzlaşma Süreçleri

SMK; sınai mülkiyet haklarının tescil sürecindeki uyuşmazlıklarda da tarafların arabuluculuk yöntemine yönlendirilmesine kapı aralamaktadır. Bu kapsamda, özellikle yayıma itiraz süreçlerinde, Türk Patent ve Marka Kurumu’na tarafları uzlaşmaya teşvik etme yetkisi tanınmıştır. Benzer şekilde coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı başvurularına yapılan itirazlarda da Kurum’un tarafları uzlaşmaya yönlendirme imkânı bulunmaktadır. SMK’nın 19. maddesinin 4. fıkrasında, “Kurum gerekli görmesi hâlinde tarafları uzlaşmaya teşvik edebilir. Uzlaşma ile ilgili hususlarda 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır.” denilmek suretiyle hem Kurum’un tarafları uzlaşmaya teşvik edebileceği düzenlenmiş hem de uzlaşmaya 6325 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilerek Kurum nezdindeki uzlaşma süreçlerine açıklık getirilmiştir. Kanun’un anılan madde kapsamında arabuluculuk ve uzlaşma kavramlarını birlikte kullandığı görülmektedir.

SMK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 32. maddesi uyarınca; Kurum, yayıma itirazların ve Kanun m.19/3 kapsamında verilen kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi sırasında gerekli görmesi halinde tarafları uzlaşmaya davet edebilir. Tarafların bir ay içinde yazılı uzlaşma beyanı sunmaları gerekir; süresinde olumlu cevap verilmemesi uzlaşma davetinin reddi sonucunu doğurur ve inceleme kaldığı yerden devam eder. Tarafların birlikte uzlaşmak istediklerini ve arabulucuya başvuracaklarını Kuruma bildirmeleri halinde ise itiraz incelemesi üç ay süreyle ertelenir; bu süre, tarafların ortak talebi üzerine üç ay daha uzatılabilir.

Uzlaşmaya teşvik edilen süreçte bir tarafın yaptığı teklifin otuz gün içinde kabul edilmemesi hâlinde teklif reddedilmiş sayılır; ancak bu durum daha sonra Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında arabuluculuğa başvurulmasının önünde bir engel oluşturmaz.

Kurumun uzlaşmaya teşvik yetkisi sayesinde, tarafların mahkemeye gitmeden önce bir araya gelerek lisans, muvafakatname veya kısmi devir gibi alternatif çözüm seçeneklerini değerlendirmeleri pratikte önemli fırsatlar yaratmaktadır. Zira marka benzerliği veya karıştırılma ihtimali gibi değerlendirmeler uzmanlık gerektirmekte olup, arabuluculuk sürecinin bu tür teknik analizler için uygun bir müzakere ortamı sunması, tarafların çözüm bulmasını kolaylaştırmaktadır.

4. Fikri Mülkiyet Hakları Kapsamında Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri

TTK m. 4 hükmü uyarınca fikrî mülkiyete dair mevzuattan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari dava niteliği taşımakla birlikte, aynı maddenin son cümlesi “herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen… fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davaları” bu kapsamın dışında tutmaktadır. Dolayısıyla, FSEK’ten kaynaklanan uyuşmazlıkların tümü otomatik olarak dava şartı arabuluculuğa tabi olmayıp, her somut uyuşmazlığın ticari işletmeyle bağlantısı ayrıca değerlendirilmelidir.

FSEK kapsamındaki birçok uyuşmazlık, tarafların tacir olduğu ve ihtilafın her iki tarafın ticari faaliyet alanına ilişkin bulunduğu durumlarda nispi ticari dava niteliği kazanabilir. Bu durumda dava şartı arabuluculuk zorunlu hâle gelmektedir. Örneğin, tacir sıfatına sahip bir mimarlık ofisi ile yine tacir olan bir müteahhit arasında proje teslimine ilişkin tazminat talepli telif uyuşmazlığı bu kapsamdadır; arabulucuya başvurulmadan dava açılamaz ve aksi hâlde dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Bununla birlikte davanın tazminat talebinin yanı sıra tecavüzün tespiti talepli dava ikame edilmesi halinde ise davaların yığılmasının söz konusu olması nedeniyle zorunlu arabuluculuk gündeme gelmeyecektir.

FSEK kapsamında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların bir kısmı dava şartı arabuluculuğa tabi olurken, kanun bazı durumlarda taraflar arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için özel ve farklı bir alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizması da öngörmektedir. Örneğin; FSEK kapsamında eser, icra, fonogram ve benzeri içeriklerin umuma açık mahallerde kullanımına ilişkin tarife bedellerinin belirlenmesinde özel bir uzlaştırma komisyonu mekanizması mevcuttur. Taraflar arasında belirlenen sürelerde anlaşma sağlanamaması halinde Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bu komisyon, tarifelerin müzakere edilmesini sağlar; komisyon raporu bağlayıcı olmamakla birlikte taraflara sözleşme yapma yönünde yol gösterir ve anlaşma sağlanamadığı takdirde yargı yoluna başvurma imkânı saklıdır. Bu süreç hem hak sahipleri hem kullanıcılar açısından maliyetlerin makul seviyede tutulması, sektörün yapısının korunması ve rekabetin bozulmaması gibi ilkeler doğrultusunda işletilir.

FSEK kapsamındaki uyuşmazlıklar açısından önem taşıyan bir husus da eser ve bağlantılı haklar alanında yalnızca hukukî değil, aynı zamanda cezaî koruma imkanının bulunmasıdır. FSEK kapsamındaki suçların çoğu şikâyete bağlı olup, bu nitelikleri nedeniyle CMK’da düzenlenen uzlaştırma kurumuna elverişlidir. 2016 yılında CMK m. 253’te yapılan değişiklikle “etkin pişmanlık hükümleri bulunan suçların uzlaştırma kapsamı dışında kalacağı” yönündeki önceki sınırlama kaldırılmış; böylece FSEK m. 71’de yer alan ve içerdiği etkin pişmanlık hükmü sebebiyle daha önce uzlaştırma kapsamında değerlendirilemeyen suçlar da artık şartları oluştuğunda uzlaştırmaya konu edilebilmeye başlamıştır.

Sonuç olarak FSEK kaynaklı uyuşmazlıkların bir kısmı hukukî nitelikte arabuluculuğa, bir kısmı ise cezaî nitelikte uzlaştırma mekanizmasına konu olabilmektedir. Bütün bu çerçeve içinde arabuluculuk süreci, FSEK kapsamındaki uyuşmazlıklar açısından gizlilik, hız, maliyet etkinliği ve teknik uzmanlığa erişim gibi önemli avantajlar sağlar. Özellikle ticari ilişkilerin devamının hedeflendiği, teknik karmaşıklığın yüksek olduğu veya tarafların müzakerede esneklik aradığı durumlarda etkili bir çözüm yoludur. Bununla birlikte, devam eden ihlallerde ihtiyati tedbir gereksinimi, taraflar arasında güç dengesizliği veya devredilemez nitelikteki manevi haklara ilişkin uyuşmazlıklar arabuluculuğun sınırlarını çizmektedir. Bu nedenle her bir uyuşmazlığın niteliği, dava şartı arabuluculuk veya uzlaştırma süreçlerine başvuru zorunluluğu açısından titizlikle değerlendirilmelidir.

5. TRABİS ve UÇHS Süreçleri: Alan Adı Uyuşmazlıklarında Hızlı Çözüm

14 Eylül 2022’de faaliyete geçen TRABİS (.tr Ağ Bilgi Sistemi), Türkiye’de “.tr” uzantılı alan adlarının yönetimini üstlenmiş ve bu alandaki tahsis süreçlerinde “ilk gelen alır” prensibini benimsemiştir. Bu düzenleme ile com.tr, org.tr, net.tr gibi birçok alt alan adı türünde, başvuru sahiplerinden belge talep edilmeksizin alan adı tahsisi mümkün hale gelmiştir. Bu durum, alan adı tahsisinde yaşanabilecek kötü niyetli başvurulara karşı hızlı ve etkili bir uyuşmazlık çözüm mekanizmasını zorunlu kılmıştır.

Bu noktada devreye giren Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcıları (UÇHS), .tr alan adı uyuşmazlıklarının çözümünde hızlı, düşük maliyetli ve pratik bir alternatif sunmaktadır. İnternet Alan Adları Yönetmeliği’nin 25. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, “(1) Uyuşmazlık çözüm mekanizmasına başvuru için; a) İhtilaf konusu alan adının, sahip olunan ya da ticarette kullanılan marka, ticaret unvanı, işletme adı ya da diğer tanıtıcı işaretlerle benzer ya da aynı olması ve b) Alan adını tahsis ettiren tarafın bu alan adı ile ilgili yasal bir hakkı ya da bağlantısının olmaması ve c) Bu alan adının alan adı sahibi tarafından kötü niyetle tahsis ettirilmesi veya kullanılması gerekmektedir.”. Bu şartların sağlanıp sağlanmadığı uzmanlarca titizlikle incelenmekte ve uyuşmazlıklar genellikle 2 ila 3 ay içinde karara bağlanmaktadır. Verilen karar uyarınca alan adının iptali veya devri gerçekleştirilebilir.

Süreçte bazı eksiklikler de göze çarpmaktadır. Örneğin, alan adı sahibi bilgileri, UÇHS tarafından şikayet eden tarafa süreç boyunca açıklanmamaktadır. Bu durum, şikayet edenin iddialarını desteklemek üzere alan adı sahibine ilişkin ek bilgi ve delil toplamasını zorlaştırmakta, dolayısıyla etkin hak arayışını bir ölçüde sınırlamaktadır.

6. Dünya Fikri Mülkiyet Ofisi (“WIPO”) Tahkim Merkezi

WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi, tarafların ulusal veya uluslararası fikri mülkiyet uzlaşmazlıklarını çözmelerini sağlamak için arabuluculuk, tahkim, hızlandırılmış tahkim ve uzman belirlemesi gibi zaman ve maliyet açısından verimli alternatif uyuşmazlık çözüm seçenekleri sunmaktadır.[4] WIPO tahkimine başvurulabilmesi için taraflar arasında düzenlenmiş olan, muhtemel bir uyuşmazlıkta WIPO Tahkim Merkezi kurallarının uygulanacağını belirten bir tahkim anlaşmasının mevcut olması aranmaktadır.

WIPO tahkim sürecinin fikrî mülkiyet uyuşmazlıkları bakımından en ayırt edici özelliklerinden biri, gizliliğin kapsamlı ve ayrıntılı biçimde düzenlenmiş olmasıdır. WIPO Tahkim Kuralları, yalnızca yargılama sırasında sunulan bilgi ve belgelerin değil, tahkimin varlığının ve hakem kararının dahi kural olarak gizli tutulmasını öngörmektedir. Bu yönüyle WIPO tahkimi, tarafların uyuşmazlığın kamuoyuna yansıması riskini en aza indirerek, özellikle ticari sırlar, teknik bilgiler ve stratejik iş verilerinin korunmasına imkân tanımaktadır. Gizlilik yükümlülüğü yalnızca tarafları değil; hakemleri ve WIPO Merkezini de kapsamakta, böylece yargılama sürecinin bütününde kontrollü bir bilgi akışı sağlanmaktadır. Bununla birlikte gizlilik mutlak olmayıp; tarafların rızası veya tanıma-tenfiz gibi yargısal süreçlerin gerekliliği ya da kanuni zorunluluk hâllerinde sınırlı istisnalara yer verilmiştir. Ayrıca WIPO Kuralları, ticari sır ve hassas bilgilerin açıklanmasının zorunlu olduğu durumlarda, hakemlere koruyucu tedbirler (protective orders) alma yetkisi tanıyarak, yalnızca belirli kişilerin erişimine izin verilmesi veya belgelerin kısmen sansürlenmesi gibi önlemlerle menfaatler dengesini gözeten bir koruma rejimi tesis etmektedir. Bu yapı, WIPO tahkimini, fikrî mülkiyet ve teknoloji uyuşmazlıklarında güvenli ve taraf odaklı bir alternatif uyuşmazlık çözüm yolu hâline getirmektedir. [5]

WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi ayrıca, WIPO tarafından tasarlanan Alan Adı Uyuşmazlıklarının Yeknesak Çözüm Politikası (Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy, kısaca UDRP”) kapsamında alan adı uyuşmazlık çözüm hizmetleri sağlamaktadır. UDRP, WIPO nezdinde en çok tercih edilen uyuşmazlık çözüm mekanizmasıdır.[6]

UDRP, yalnızca alan adının kötü niyetle tescil edildiği ve kullanıldığı iddiasına dayanan uyuşmazlıklara uygulanabilmekte; alan adının teknik tescil süreci, kayıt kuruluşu ile başvuru sahibi arasındaki sözleşmesel ilişkiler veya salt idari ihtilaflar bu kapsam dışında kalmaktadır.

UDRP başvurusunun kabul edilebilmesi için şikâyetçinin üç temel unsuru birlikte ispatlaması gerekmektedir. Buna göre; (i) uyuşmazlık konusu alan adının, şikâyetçinin sahibi olduğu marka veya ayırt edici işaretle aynı ya da karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olması, (ii) alan adı sahibinin bu alan adı üzerinde meşru bir hak veya menfaatinin bulunmaması ve (iii) alan adının kötü niyetle tescil edilmiş ve kullanılıyor olması gerekmektedir.

UDRP sürecinde hakem seçimi taraflarca yapılabileceği gibi, tarafların talebi doğrultusunda tamamen WIPO tarafından da gerçekleştirilebilir. Uygulamada çoğunlukla tek hakem ile yargılama yapılmakta ise de tarafların talebi üzerine üç hakemli bir heyet oluşturulması da mümkündür. Ayrıca uyuşmazlık, tek bir alan adına ilişkin olabileceği gibi, aynı taraflara ait birden fazla alan adı bakımından da birlikte değerlendirilebilir.

Hakem, uyuşmazlığın niteliğine göre alan adının devrine, iptaline veya şikâyetin reddine karar verebilir. Ancak bu sistemin önemli bir sınırı olarak, hakemlerin tazminata, vekâlet ücretine veya ceza niteliğinde yaptırımlara hükmetme yetkisi bulunmamaktadır.

UDRP mekanizmasının en önemli avantajı, mahkeme süreçlerine kıyasla hızlı, nispeten düşük maliyetli ve uzmanlık temelli bir çözüm sunmasıdır. Buna karşılık, yalnızca alan adı statüsüne ilişkin karar verilebilmesi ve maddi tazminat taleplerinin bu süreçte ileri sürülememesi, sistemin başlıca sınırlamaları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, özellikle marka ihlaliyle bağlantılı tazminat veya haksız rekabet taleplerinin de bulunduğu durumlarda, WIPO sürecinin mahkeme yoluyla birlikte veya tamamlayıcı biçimde değerlendirilmesi gerekebilmektedir.

7. İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Nezdinde Tahkim Süreci

İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), Türkiye’de ve uluslararası alanda faaliyet gösteren ticari taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümü amacıyla tahkim ve arabuluculuk hizmetleri sunan; bağımsız, tarafsız ve özerk bir kuruluştur. Fikri ve sınaî mülkiyet hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar da, taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunması hâlinde, ISTAC nezdinde tahkime elverişli uyuşmazlıklar arasında yer almaktadır. Lisans sözleşmeleri, teknoloji transferi, know-how paylaşımı, marka birlikte var olma (co-existence) anlaşmaları ve Ar-Ge iş birliklerinden doğan ihtilaflar bu kapsamda sıklıkla tahkime konu edilebilmektedir.

ISTAC Tahkim Kuralları, fikrî mülkiyet uyuşmazlıklarının gerektirdiği teknik uzmanlık ve esnek usul ihtiyacını karşılayacak şekilde yapılandırılmıştır. Taraflara hakemlerin seçilmesinde söz hakkı tanınmakta; uyuşmazlığın niteliğine göre fikrî mülkiyet, bilişim hukuku veya teknik alanlarda uzman hakemlerin görevlendirilmesi mümkün olmaktadır. Ayrıca ISTAC Seri Tahkim Usulü, belirli parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda, daha kısa süreler içinde nihai karara ulaşılmasını sağlamaktadır. Bu özellik, özellikle ihlalin devam ettiği veya ekonomik değerin hızla eridiği marka ve patent uyuşmazlıklarında taraflar açısından önemli bir avantaj oluşturmaktadır.

ISTAC tahkimi, gizlilik, taraf iradesinin ön planda olması ve yargılamanın esnekliği bakımından da fikrî ve sınaî mülkiyet uyuşmazlıkları için elverişli bir zemin sunmaktadır. Tahkim yargılamasının kural olarak gizli yürütülmesi, ticari sırların, teknik verilerin ve stratejik bilgilerin korunmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca ISTAC nezdinde verilen hakem kararlarının, 1958 tarihli New York Konvansiyonu kapsamında yabancı ülkelerde tanınması ve tenfizi mümkün olup, bu durum uluslararası boyut taşıyan fikrî mülkiyet uyuşmazlıklarında ISTAC’ı güçlü bir alternatif hâline getirmektedir. Bu yönüyle ISTAC hem yerli hem de yabancı taraflar açısından, daha hızlı ve öngörülebilir bir uyuşmazlık çözüm yolu sunarak fikrî ve sınaî mülkiyet haklarının etkin korunmasına katkı sağlamaktadır.

8. Sonuç

Sınai mülkiyet alanında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde hızlı, maliyet etkin ve esnek alternatif mekanizmalara olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Türk hukukunda arabuluculuk, zorunlu tahkim ve TRABİS ile Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcıları (UÇHS) süreçleri, bu ihtiyaca cevap veren ve özellikle ticari ilişkilerin devamlılığını gözeten etkili araçlar olarak ön plana çıkmaktadır. Arabuluculuk, marka, patent ve tasarım gibi sınai haklara ilişkin sözleşmesel ihtilaflarda taraflara teknik ve ticari unsurları bir arada değerlendirebilecekleri esnek bir müzakere ortamı sunarken, uyuşmazlıkların mahkemeye gitmeden çözümünü kolaylaştırmaktadır. Özellikle çalışan buluşları gibi teknik uzmanlık ve gizlilik gerektiren karmaşık uyuşmazlıklarda ise zorunlu tahkim, taraflara daha hızlı ve güvenilir çözüm yolları sağlamaktadır. Bununla birlikte, ulusal ve uluslararası tahkim merkezleri nezdinde sunulan alternatif uyuşmazlık çözüm yolları da fikri ve sınai mülkiyet uyuşmazlıklarında tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi ile ISTAC bünyesinde yürütülen tahkim süreçleri; gizlilik, uzman hakem seçimi, usul esnekliği ve kararların ulusal ve uluslararası düzeyde icra edilebilirliği gibi avantajlarıyla, özellikle lisans, teknoloji transferi, know-how ve alan adı uyuşmazlıklarında taraflara etkin ve öngörülebilir çözümler sunmaktadır. Bu merkezler aracılığıyla işletilen tahkim ve alan adı uyuşmazlık çözüm mekanizmaları, mahkeme yollarına alternatif veya tamamlayıcı nitelikte olup, fikri ve sınai mülkiyet haklarının hızlı ve etkin biçimde korunmasına önemli katkı sağlamaktadır. Bu yöntemlerin etkin ve yaygın kullanımı, fikri mülkiyet haklarının korunmasını güçlendirirken yargı sisteminin üzerindeki yükü hafifletmekte ve ticari ilişkilerin sürdürülebilirliğine önemli bir katkıda bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde özellikle teknik uzmanlık ve şeffaflık alanlarındaki eksikliklerin giderilmesiyle birlikte, alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının Türkiye’de sınai mülkiyet hukukunun ayrılmaz ve daha etkin unsurları haline gelmesi beklenmektedir.

[1]https://adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/7042025092455Adalet_%C4%B0statistikleri_2024%20T%C3%BCrk%C3%A7e_Ingilizce.pdf

[2] Yargıtay 11. HD., E. 2019/4851 K. 2020/2732 T. 10.6.2020.

[3] Cansu Korkmaz, ‘Davaların Yığılmasında Dava Şartı Arabuluculuk İncelemesi’ (2022) 7(2) YBHD 1365, 1390.

[4] https://www.wipo.int/amc/en/

[5] Ignacio de Castro and Andrzej Gadkowski, ‘Confidentiality and Protection of Trade Secrets in Intellectual Property Mediation and Arbitration’ in Gerold Zeiler and Alexander Zojer (eds), Trade Secrets: Procedural and Substantive Issues, 79, 87.

[6] https://www.wipo.int/amc/en/domains/statistics/

Abone Ol

Kişisel verilerinizin işlenmesine ilişkin detayların yer aldığı Aydınlatma Metni kapsamında, Moroğlu Arseven tarafından düzenlenen/katılım sağlanan etkinlik, konferans, seminer ve toplantılara ilişkin davet ve bilgilendirmelerin gönderilmesi için açık rızamı veriyorum.

Bize Ulaşın

Bizimle iletişim bilgilerimiz aracılığıyla iletişime geçebilir veya aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Privacy Notice
Approve