7571 Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“11. Yargı Paketi”) 25 Aralık 2025 tarihli 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yayımlanan 11. Yargı Paketi ile başta 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (“İİK”), 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (“Avukatlık Kanunu”), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (“TMK”) olmak üzere birçok kanunda kapsamlı değişiklikler yapılmış olup 11. Yargı Paketi kapsamındaki değişiklerden 11. madde 26.11.2025 tarihinde, diğer maddeler ise yayım tarihleri itibarıyla yürürlüğe girmiştir.
İİK kapsamında yapılan değişiklikler aşağıdaki gibidir:
- Madde 134/2 kapsamında ihalenin feshi talebini hangi kişilerin ileri sürülebileceği hususu belirtilmiş olmakla birlikte, yapılan değişiklik ile 2. fıkraya eklenen cümle uyarınca, belirtilen kişiler dışında kalanların ihalenin feshi talebinde bulunması halinde icra mahkemesi bu talepleri dosya üzerinden kesin olarak reddedecektir.
- Madde 134/4 fıkrasına eklenen cümle uyarınca ihalenin feshi talebinde teminatın veya yatırılması gereken harcın hiç ya da eksik yatırılması hâlinde izlenecek usul düzenlenmiştir. Buna göre mahkeme, tebliğ edeceği muhtıra ile iki haftalık kesin süre içinde teminatın ve harcın tamamlanması gerektiğini bildirecek; belirtilen süre içinde tamamlanmadığı takdirde ise talebi dosya üzerinden kesin olarak reddedecektir.
- İvazsız tasarrufların iptalini düzenleyen Madde 278’de kapsamlı bir değişiklik yapılmış ve hükmün dili sadeleştirilmiştir. Yapılan değişiklik ile tasarrufların geriye dönük inceleneceği süre iki yıldan bir yıla indirilmiştir. Ayrıca, hükmün eski hali uyarınca bu sürenin başlangıcı haciz, aciz veya iflasın açılması olarak kabul edilirken, yapılan değişiklikle süre, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da kesin aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği tarihten veya iflâsın açılmasından itibaren işlemeye başlayacaktır. (a), (b) ve (c) bentlerinde bağışlama sayılan işlemler yeniden tanımlanmış ve bu bentlere aksi ispat edilebilir bir kanuni karine getirilmiştir. Özellikle, borçlu, üçüncü kişi veya sonraki kişiler; tasarrufun uygun bir karşılık karşılığında yapıldığını ispat ederek, borçlunun kendisi ya da üçüncü kişi lehine tesis ettiği ömür boyu gelir sözleşmesi, intifa hakkı veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri bakımından tasarrufun iptalini önleyebilir.
- Parasal sınırlara ilişkin düzenleme içeren Ek Madde 1 fıkra 2’ye getirilen değişiklik uyarınca madde 363 ve 364’teki parasal sınırların uygulanmasında artık hükmün verildiği tarihteki miktar değil, şikâyet başvurusunun yapıldığı veya davanın açıldığı tarih esas alınacaktır.
Avukatlık Kanunu disiplin hükümleri kapsamında yapılan değişiklikler aşağıdaki gibidir:
- Disiplin cezalarına ilişkin düzenlemeyi içeren Madde 135’te yapılan değişiklikle, kanun koyucu hangi fiilin hangi disiplin cezasını gerektirdiğini gösterecek şekilde fiilleri her bir disiplin cezası bakımından ayrı bentler hâlinde düzenlemiştir.
- Cezaların uygulanma şeklinin düzenlendiği Madde 136’da yapılan değişiklikle, hangi durumlarda üst veya alt derece disiplin cezasının uygulanabileceği belirlenmiştir. Bu bağlamda, disiplin cezası almış bir avukatın, cezanın kesinleşmesinden sonraki beş yıl içinde yeni bir disiplin fiili işlemesi hâlinde, cezanın bir derece ağır olanı uygulanacaktır. Buna karşılık meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller hariç olmak üzere, ilk defa disiplin cezası gerektiren bir fiil işlenmesi halinde verilecek disiplin cezasından bir derece hafif cezanın uygulanması imkanı getirilmiştir.
- Madde 135 ve 136 kapsamında disiplin cezalarına ilişkin getirilen değişikliklerin bir getirisi olarak madde 155/2 yürürlükten kaldırılmıştır. Bu kapsamda, işten yasaklı olanların avukatlığa ilişkin yetkilerini kullanamayacaklarını düzenleyen Madde 155’in, Madde 135’teki disiplin cezalarına atıf yapan ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
- Kovuşturma ve ceza zamanaşımını düzenleyen madde 159’un 3. Fıkrasına yapılan ekleme uyarınca, disiplin kurulu tarafından kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde ceza verme yetkisine uygulanacak zamanaşımına ilişkin düzenleme getirilmiş ve bu kapsamda kesinleşen mahkeme kararının ilgili baroya bildirilmesinden itibaren 1 yıl geçmekle ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, madde 159’a eklenen son fıkra uyarınca; disiplin soruşturması veya kovuşturmasına karşı açılan davanın zamanaşımını keseceği ve idari işlem yargı kararıyla iptal edildiği durumda, ilgili baro veya Türkiye Barolar Birliğine bildirimden itibaren en geç iki yıl içinde yeniden yapılacak soruşturma veya kovuşturma sonucuna göre karar verileceği düzenlenmiştir.
- Disiplin kararlarının uygulanması ve cezaların sicilden silinmesini düzenleyen madde 160’ın ikinci fıkrası değiştirilmiştir. Eski düzenlemede, sicilden silme imkânı uyarma, kınama ve para cezalarıyla sınırlı olup işten çıkarma cezası kapsam dışı bırakılmıştı. Yeni düzenleme ile işten çıkarma cezası da sicilden silinebilecek cezalar arasına alınmış ve yalnızca meslekten çıkarma cezası hariç tutulmuştur. Ancak tekerrür nedeniyle verilen işten çıkarma cezaları bu hükmün dışında tutulmuştur.
CMK’ya ise madde 128’den sonra gelmek üzere madde 128/A eklenmiştir. Bu kapsamda;
- Madde 128/A ile bilişim suçları yoluyla elde edilen menfaatlerin bulunduğu hesapların askıya alınması ve bu hesaplara elkonmasına ilişkin düzenleme getirilmiştir. Buna göre, nitelikli hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun oluştuğuna ilişkin makul şüphe oluşması halinde; banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı, bu suçla ilgili hesapları 48 saate kadar askıya alabilir. Ayrıca, askıya alınan hesaptaki maddi menfaatlere, hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcının yazılı emriyle askıya alma süresi içinde elkonulabilecektir. Bu düzenleme kapsamında yapılacak elkoyma işlemlerinde, Madde 128’de öngörülen rapor şartı aranmamaktadır. Bu bağlamda, askıya alma kararını veren kurumlar hukuki sorumluluktan muaf tutulmuştur.
TMK’nın ön alım hükümlerine ilişkin yapılan değişiklikler ise aşağıdaki gibidir;
- Önalım hakkını kullanma yasağı, önalım hakkından feragat ve hak düşürücü süreyi düzenleyen madde 733’ün eski düzenlemesinde, önalım hakkı yalnızca cebrî artırmayla yapılan satışlarda kullanılamazken, yeni düzenleme ile bu yasak 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında yapılan satışları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Ayrıca, Madde 733’ün 4. fıkrasında yapılan değişiklikle, önalım hakkının kullanılmasına ilişkin hak düşürücü süre satışın hak sahibine bildiriminden itibaren üç ay olarak korunmuş, ancak her halde satışın üzerinden geçen süre iki yıldan bir yıla indirilmiştir. Madde 733’teki bu değişiklik yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan satışlara uygulanmayacak olup bu satışlar bakımından değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam edecektir.
- Önalım hakkının kullanımını düzenleyen Madde 734’ün eski düzenlemesinde, önalım hakkı sahibinin satış bedeli ve tapu giderlerini hâkimce belirlenen sürede yatırması öngörülürken, yeni düzenleme ile satış bedelinin nasıl belirleneceği ve süresinde yatırılmaması halinde uygulanacak usul düzenlenmiştir. Bu bağlamda, önalım hakkının kullanılabilmesi için hâkimce belirlenecek dava konusu payın rayiç bedeli esas alınacak ve bu bedel ile tapu giderlerinin hâkim tarafından verilen kesin süre içinde yatırılmaması hâlinde tescil kararı verilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Madde 734’teki bu değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalara da uygulanacaktır.
Kanunun tam metnine bu bağlantıdan erişebilirsiniz.