Anayasa Mahkemesi (“AYM”), kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı taleplerinin belirsiz alacak davasına konusu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan kısmen reddedilmesinin, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturduğuna karar vermiştir. AYM, söz konusu yaklaşımın, usul hukukundaki imkanlar gözetildiğinde, başvurulacak son çare olmadığını değerlendirerek; medeni hakla ilgili uyuşmazlığın karara bağlanması yönünden en etkin olan davanın açılmasını sağlama amacına ulaşılması için daha hafif müdahale teşkil eden aracın seçilmesi yeterine, mahkemeye erişimi imkansız kılan ağır bir aracın tercih edilmesinin gereklilik şartına uygun olmadığı sonucuna ulaşmıştır (“Karar”).
Anayasa Mahkemesi (“AYM”), 15 Nisan 2025 karar tarihli ve 2019/1844 başvuru numaralı kararında (“Karar”) Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Başvuru, başvurucu tarafından Karaman İş Mahkemesi (“İş Mahkemesi”) nezdinde işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan davaya ilişkindir. Başvurucu, davasını belirsiz alacak davası olarak açmış; kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
İş Mahkemesi, yıllık izin ücreti alacaklarının dava açıldığı tarihte belirlenebilir olduğu gerekçesiyle bu taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini değerlendirerek dava şartı yokluğundan usulden ret kararı vermiştir.
Başvurucu temyiz başvurusunda bulunmuş ve Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi, yıllık izin ücreti talebi yönünden alacağın belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak davasının konusunu oluşturmayacağı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddedildiğini ancak belirlenebilir olan ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyecek kıdem tazminatı alacağına ilişkin talebin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verildiğini belirtmiş ve kararı bozmuştur.
Yargıtay’ın bozma kararı üzerine, İş Mahkemesi bozma kararına uyarak fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ücreti alacakları yönünden davanın kabulüne; kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar vermiştir.
Gelinen noktada, AYM, başvuruyu Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı kapsamında inceleyerek, usul hukukundaki imkanlar gözetildiğinde, hukuki yarar yokluğu nedeni ile verilen ret kararının başvurulacak son çare olmadığını değerlendirmiş ve mahkemeye erişimi imkânsız kılan ağır bir aracın tercih edilmesinin gereklilik şartına uygun olmadığını vurgulamıştır.
AYM gerekçesinde açıkça, mahkemeye erişime getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve bu sınırlamayla başvurucuya ağır bir külfet yüklenip yüklenmediği hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Belirsiz alacak davalarının amacının, dava açıldığı tarihte miktarı tam olarak belirlenemeyen alacakların ileri sürülmesini mümkün kılmak olduğunu ifade eden AYM; davanın hatalı olarak belirsiz alacak davası biçiminde açıldığının düşünülmesi halinde, davanın genel eda davası olduğunun kabulü ile başvurucunun talep sonucunu netleştirmesi için başvurucuya süre verilmesinin, davanın usulden reddi şeklindeki ağır müdahaleden kaçınılmasını sağlayacak bir araç olduğuna dikkat çekmiştir.
Bu çerçevede AYM, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşarak Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Giderim bakımından ise, AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiş; başvurucunun tazminat taleplerini reddetmiştir.A
Karar, 6 Ocak 2026 tarihli ve 33129 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Kararın tam metnine bu bağlantıdan erişebilirsiniz.