Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Kanun No. 7589) (“Kanun“) ile icra ve iflas hukuku, noterlik hukuku, idari yargı usul hukuku, ceza hukuku, ceza muhakemesi hukuku, borçlar hukuku ve hukuk muhakemeleri başta olmak üzere pek çok alanda değişiklikler yapılmaktadır.
Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Kanun kapsamında ortaklığın giderilmesine ilişkin ihale usulleri, kanuni faiz oranı, destekten yoksun kalma tazminatı, belirsiz alacak davası, kısmi dava, duruşma usulleri, kanun yolları, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, moleküler genetik veriler ile bilişim sistemlerinde arama ve elkoyma tedbirlerine ilişkin kişisel veri güvenceleri, dolandırıcılık suçlarında iştirake özgü indirim düzenlemesi, Danıştay’ın kurumsal yapısı, adli tıp ihtisas kurulu atama esasları, hâkim ve savcı yardımcılarının sınavları, bilirkişiye başvurmama yükümlülüğü ve idari yargıdaki çeşitli düzenlemelere yer verilmektedir:
Ortaklığın Giderilmesine İlişkin Açık Artırma Usulünde Değişiklikler
Kanun ile 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 114. maddesinde çeşitli değişiklikler yapılmaktadır.
Değişiklik ile tamamı miras yoluyla edinilmiş ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde ilk açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında bir defaya mahsus olmak üzere yapılacaktır. Bu artırmada teklif edilebilecek asgari bedel malın muhammen kıymetinin tamamıdır.
Mirasçılar arasında yapılan ilk artırmada alıcı çıkmaması hâlinde ikinci artırma genel hükümlere tabi olarak herkese açık biçimde gerçekleştirilecektir. Ayrıca, pay sahipleri artırmaya katılabilmek için teminat yatırmakla yükümlü hâle getirilmekte ve Hazine’nin tüm açık artırmalarda teminattan muaf olduğu açıkça hüküm altına alınmaktadır.
Noterlik Evraklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesine İlişkin Düzenleme
Kanun ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55. maddesi yeniden düzenlenmektedir. Buna göre noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sulh ceza hâkimliği ve Cumhuriyet başsavcılıkları ile resmî daireler tarafından ya da soruşturma konusu da belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınanlarca incelenebilecektir.
Aslının talep edilmesi hâlinde noter, evrakın bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylandıktan sonra onayı örneği aslının yerinde saklayarak evrakın aslını ilgili mercie gönderecektir. Onayı örneğin talep edilmesi durumunda ise noter, evrakı elektronik ortamda tarayarak güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle oluşturduğu onayı örneği ilgili mercie elektronik ortamda iletecektir; elektronik gönderim imkânı bulunmuyorsa fiziki onayı örnek gönderilecektir. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek, posta ve yol masrafları dışında hiçbir harç, vergi veya ücret alınmayacaktır.
Kanuni Faiz Oranının Belirlenmesi
Kanun ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesi yeniden düzenlenmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken ve faiz oranının sözleşmeyle belirlenmediği hâllerde uygulanacak yıllık kanuni faiz oranı; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık tarihi itibarıyla kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenine bağlanmaktadır.
Söz konusu reeskont oranının 30 Haziran tarihinde, önceki yılın 31 Aralık tarihinde uygulanan orana kıyasla beş puan veya daha fazla farklılaşması hâlinde, yılın ikinci yarısı için 30 Haziran tarihinde belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.
Destekten Yoksun Kalma ve Çalışma Gücü Kaybı Tazminatlarına İlişkin Faiz Düzenlemesi
Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine iki yeni fıkra eklenmektedir. İlk fıkra ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradığı kayıplar nedeniyle hüküm altına alınan tazminatlarda faiz başlangıcı yeniden belirlenmektedir.
Buna göre, zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının bilinmediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancın bilinmediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir. İkinci fıkra ile tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin tazminattan oransal mahsup yöntemiyle hesaplanacağı ve mahsup işleminin ödeme tarihine göre belirlenen tazminat miktarı esas alınarak yapılacağı hüküm altına alınmaktadır. Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından önceki hükümler uygulanmaya devam edilecektir.
Belirsiz Alacak Davası Yürürlükten Kaldırıldı
Kanun ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 107. maddesi yürürlükten kaldırılmaktadır. Bu sayede belirsiz alacak davasına ilişkin hükümler sona ermektedir. Kanun gerekçesinde, belirsiz alacak davasının sağladığı alacağın kalan kısmını talep edebilme ve zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmesi gibi imkânların kısmi dava çerçevesinde korunduğu ifade edilmektedir. Yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılmış davalar bakımından HMK m.107 hükümleri uygulanmaya devam edilecektir.
Kanun ile HMK’nın 109. maddesine yeni bir fıkra eklenmektedir. Düzenleme uyarınca, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecektir. Artırılan kısım bakımından da zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağı hüküm altına alınmaktadır.
Duruşmalar Arasındaki Süreye Üst Sınır Getirildi
Kanun ile HMK’nın 147. maddesine yeni bir fıkra eklenmektedir. Buna göre, yazılı yargılama usulüne tabi davalarda duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç ayı geçemeyecektir. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre tayin edebilecektir.
Ses ve Görüntü Nakli Yoluyla Katılımda İmzaya İlişkin Düzenleme Yapıldı
Kanun ile HMK’nın 149. maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere yeni bir fıkra eklenmektedir. Düzenleme kapsamında, ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilen kişiler hakkında; HMK m.154/3-ç kapsamındaki ikrar, yemin adası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh hâlleri dışında, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
Davaların Birleştirilmesine İlişkin Düzenleme Yapıldı
Kanun ile HMK’nın 166. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi değiştirilmektedir. Düzenleme uyarınca, ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olacaktır.
Birleştirme ve Ayırma Kararlarına Karşı Kanun Yoluna İlişkin Düzenleme Yapıldı
Kanun ile HMK’nın 168. maddesi yeniden düzenlenmektedir. Buna göre, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfatlı hukuk mahkemelerinde görülen davalar bakımından verilen birleştirme kararlarına karşı esas hüküm beklenmeksizin yalnızca istinaf yoluna başvurulabilecektir. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilecektir. Bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmesine ya da Yargıtay’da bozma kararı verilmesine gerekçe oluşturmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince Yeniden Verilen Kararların Temyizine İlişkin Düzenleme Yapıldı
Kanun ile HMK’nın 362. maddesine yeni bir fıkra eklenmektedir. Buna göre, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği karar, kabul edilen ya da reddedilen kısmın 341. maddenin ikinci fıkrasında öngörülen parasal sınırı aşması hâlinde temyiz edilebilecektir. Bununla birlikte şu hâllerde temyiz yoluna başvurulamayacaktır:
- Bölge adliye mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar veya değer itibarıyla 341. maddenin ikinci fıkrasındaki parasal sınırı geçmemesi
- Söz konusu kararın yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması.
Görev ve Yetki Sebebiyle Bozma Kararına İlişkin Düzenleme Yapıldı
Kanun ile HMK’nın 371. maddesine yeni bir fıkra eklenmektedir. Düzenleme uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin kararları hakkında yalnızca görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozma kararı verilemeyecektir. Böylece, görev veya yetki itirazının istinaf aşamasında giderilebilmesi imkânı gözetilerek dava sürelerinin kısaltılması hedeflenmektedir.
Kanun’un tam metnine bu link aracılığıyla ulaşabilirsiniz.