7588 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun“), 11 Temmuz 2026 tarihli ve 33307 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Geçici Madde 20 kapsamında, 8 Ekim 1956 tarihine kadar kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlara ilişkin yeni bir hukuki çerçeve oluşturulmuştur. Düzenleme, söz konusu taşınmazlara ilişkin hak sahiplerinin ileri sürebileceği taleplerin kapsamını yeniden belirlemesinin yanı sıra, görülmekte olan davalara da uygulanacak olması nedeniyle yalnızca gelecekte açılacak uyuşmazlıklar bakımından değil, hâlen derdest bulunan yargılamalar bakımından da önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 221 sayılı Kanun sonrasında aynı döneme ilişkin fiilî kamu tahsislerine yönelik yeni bir düzenleme getiren Geçici Madde 20; mülkiyet hakkı, kamulaştırmaya ilişkin anayasal güvenceler ve devam eden davalara etkisi bakımından önemli hukuki tartışmaları yeniden gündeme taşımaktadır.
I. 221 Sayılı Kanun’un İptali Sonrasında Oluşturulan Yeni Hukuki Çerçeve
Geçici Madde 20 ile getirilen düzenleme, Anayasa Mahkemesi tarafından 2022 yılında iptal edilen 5 Ocak 1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun sonrasında, 8 Ekim 1956 tarihinden önce kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlara ilişkin yeni bir hukuki çerçeve oluşturmaktadır.
Geçici Madde 20 uyarınca, 8 Ekim 1956 tarihine kadar kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının amacına uygun şekilde fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılacaktır. Ayrıca, taşınmaz üzerinde kamu hizmetinin niteliğine ve amacına uygun tesis veya yapı bulunması, Kanun kapsamında fiilî tahsis olarak kabul edilmektedir.
II. Hak Sahiplerinin Taleplerine İlişkin Yeni Esaslar
Geçici Madde 20 ile, hak sahiplerinin ileri sürebileceği talepler bakımından da yeni esaslar benimsenmiştir. Buna göre, tapuda kayıtlı taşınmazların maliklerinin veya mirasçılarının; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar bakımından ise zilyetlerin veya mirasçılarının, Kanun’da öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde yalnızca fiilî tahsis tarihindeki rayiç bedeli talep edebilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında, fiilî tahsis tarihinden itibaren on yıl geçmemiş olması ve zilyetlikle iktisap şartlarının tahsis tarihi itibarıyla gerçekleşmiş bulunması aranmaktadır.
Düzenleme, hak sahiplerinin talep edebileceği bedeli fiilî tahsis tarihindeki rayiç bedel ile sınırlandırmakta ve kamulaştırma işlemine dayanmaksızın söz konusu taşınmazların kamulaştırılmış sayılmasını öngörmektedir. Bu yönüyle düzenleme, Anayasa Mahkemesi tarafından 221 sayılı Kanun’un iptaline esas alınan mülkiyet hakkı, kamulaştırmaya ilişkin anayasal güvenceler ve temel hakların sınırlandırılmasında ölçülülük ilkesi bakımından benzer hukuki tartışmaları yeniden gündeme getirmiştir.
III. Devam Eden Davalara Etkisi
Geçici Madde 20 yalnızca yeni açılacak uyuşmazlıklar bakımından değil, görülmekte olan davalar bakımından da sonuç doğurmaktadır. Düzenlemeye göre, 12 Ocak 1963 tarihine kadar açılmış ve kanun yolu incelemesinde bulunanlar dâhil görülmekte olan bedel davalarında Geçici Madde 20 hükümleri uygulanacaktır. Ayrıca, 12 Ocak 1963 tarihinden sonra bu taşınmazlara bağlı olarak bedel dâhil ileri sürülen talepler kabul edilmeyecek olup, bu hüküm kanun yolu incelemesinde bulunanlar dâhil görülmekte olan davalar bakımından da uygulanacaktır.
Düzenlemenin görülmekte olan davalara da uygulanacak olması, yalnızca gelecekte açılacak davaları değil, hâlen derdest bulunan uyuşmazlıkları da doğrudan etkilemesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durumun; hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı bakımından da tartışmaları beraberinde getirebileceği, özellikle kanunun devam eden davalara uygulanmasının uygulamada önemli sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir.
IV. Taşınmazların Tesciline İlişkin Düzenlemeler
Geçici Madde 20 kapsamında kamulaştırılmış sayılan taşınmazların tapuda kayıtlı olması hâlinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine açılacak dava sonucunda taşınmaz ilgili idare adına tescil edilecektir. Tapu kaydı bulunmayan taşınmazlar bakımından ise tahsisin niteliği gereği tescile tabi olması hâlinde ilgili idare adına kayıt tesis edilecektir. Bu işlemler harçtan istisna tutulmuş; ayrıca bu madde kapsamında açılan ve görülmekte olan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin maktu olarak uygulanacağı düzenlenmiştir.
V. Sonuç
Geçici Madde 20, 1956 öncesinde fiilen kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklar bakımından yeni bir hukuki rejim oluşturmakla birlikte, hak sahiplerinin ileri sürebileceği taleplerin kapsamını önemli ölçüde sınırlandırmakta ve bu rejimi görülmekte olan davalara da teşmil etmektedir. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 221 sayılı Kanun sonrasında, 1956 öncesi fiilî kamu tahsislerine ilişkin yeni bir hukuki çerçeve getiren bu değişiklik; özellikle mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin anayasal güvenceler, kamulaştırmaya ilişkin anayasal ilkeler ve temel hakların sınırlandırılmasında ölçülülük ilkesi bakımından yeni anayasal tartışmaları beraberinde getirmektedir. Düzenlemenin uygulamasının ve olası anayasal denetim süreçlerinin önümüzdeki dönemde yakından takip edilmesi beklenmektedir.
Değişikliklerin tam metnine bu link aracılığıyla ulaşabilirsiniz.